türk tasarımcılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk tasarımcılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Haziran 2010 Salı
Urban Mobility by Hussein Chalayan!
İşte Urban Mobility by Hussein Chalayan'ın bayanlar için tasarımları...
___________________________________________________________________
And here are the designs of Urban Mobility by Hussein Chalayan for woman...
Urban Mobility by Hussein Chalayan and Premium Fitness
Hüseyin Çağlayan, daha önceden de Puma markası için tasarımlar yapmıştı. Bu işbirliğinin devamı da geldi. "Urban Mobility by Hussein Chalayan" ismiyle sunulan koleksiyonda şehirli tasarımlar hareketlilik baz alınarak hazırlanmış. Rahatlık ön planda. Değişken cep boyları ve hem elbise hem ceket olarak giyilebilen tasarımlar var.
Urban Mobility'nin yanı sıra Premium Fitness'ın da kreatif direktörü Çağlayan. Burada insan vücudunun anatomisine dikkat edilerek, kemik ve kas yapısına uygun tasarımlar yaratılmış. Biraz da origami etkisi eklenmiş.
Şu adreslerden satın alınabilir:
http://www.asos.com/hussein+chalayan
_________________________________________________________________
It is not new that Hussein Chalayan designs for the brand Puma. This cooperation continues still. In this new collection, called "Urban Mobility by Hussein Chalayan", urban designs are created focusing on mobility. Comfort is prioritized. Variable pocket sizes and designs wearable both as a jacket or a dress are interesting pieces.
Alongside Urban Mobility, Chalayan is also the creative director of Premium Fitness. For this, designs are focused on human anatomy and their fitness with bones and muscle structure. And then a final touch of origami is added.
Can be bought from:
27 Haziran 2010 Pazar
Istanbul Fashion Week'e Kimler Geliyor? / Who comes to Istanbul Fashion Week?
İstanbul Fashion Week'e (IFW) katılacak isimler açıklandı! Etkinlik 25-28 Ağustos arasında yapılacak ve 2 tanesi karma olmak üzere toplam 14 defileden oluşacak.
Solo defile listesi alışık olduğumuz isimlerle dolu. Bunlar: Arzu Kaprol, Atıl Kutoğlu, Bahar Korçan, Deniz Mercan, Gamze Saraçoğlu, Hatice Gökçe, Mehtap Elaidi, Özlem Süer gibi isimler. Ne yazık ki yurtdışında Türk tasarımını en iyi şekilde temsil eden Bora Aksu, Dice Kayek ve Hakan Yıldırım listede yoklar.
Önemli bir haber ise, önceden karma defilelerle tasarımlarını sergileyen isimlerin bu yıl solo defile yapmaya hak kazanması. Bunlar da: Günseli Türkay, Özgür Masur, Özlem Kaya ve Simal Bülbül.
Karma defilelerde ise yer alacak isimler şöyle: Gül Ağış, Zeynep Erdoğan, Zeynep Tosun gibi gedikliler ve ilk kez IFW'de koleksiyonlarını sergileyecek olan Niyazi Erdoğan, Tuvana Büyükçınar, Rana-Berna Canok ve Nejla Güvenç.
____________________________________________________________
Designers to participate in Istanbul Fashion Week (IFW) are announced! The event will take place between 25-28 August, in which there will be a total of 14 runways, including 2 joint fashion shows.
Solo shows consist of familiar names such as Arzu Kaprol, Atıl Kutoğlu, Bahar Korçan, Deniz Mercan, Gamze Saraçoğlu, Hatice Gökçe, Mehtap Elaidi, and Özlem Süer. Unfortunaltely the most internationally well known designers including Bora Aksu, Dice Kayek and Hakan Yıldırım (Hakaan) will not be participating this time.
Another important note is that, designers who were previously on joint runways now qualified to have their own solo shows. These are: Günseli Türkay, Özgür Masur, Özlem Kaya and Simal Bülbül.
Joint fashion shows include Gül Ağış, Zeynep Erdoğan, Zeynep Tosun who have already done a joint show for IFW before and some newcomers: Niyazi Erdoğan, Tuvana Büyükçınar, Rana-Berna Canok and Nejla Güvenç.
Etiketler:
IFW,
istanbul fashion week,
turkish designers,
türk tasarımcılar
16 Haziran 2010 Çarşamba
Özgür Masur 2010 Sonbahar / Kış Kolesiyonu - Katalog
Özgür Masur, Sonbahar / Kış koleksiyonunun stüdyo fotoğrafları görücüye çıkarmış. Önceden IFW kapsamındaki defilesinde gördüğümüz parçaları hatırlamak için iyi bir fırsat...
Etiketler:
özgür masur,
turkish designers,
türk modacılar,
türk tasarımcılar
14 Haziran 2010 Pazartesi
Hüseyin Çağlayan'ın Juliette Binoche'u!
Artık klasik oldu ama yine de yazmak hoşuma gidiyor. En son Alejandro klibinde Lady Gaga'yı giydiren Hüseyin Çağlayan, bu sefer terazinin tam öteki tarafında bir isim olan Juliette Binoche'u Femina dergisinin kapağı için giydirmiş.
Binoche'un giydiği ceket 2010 İlkbahar-Yaz koleksiyonuna ait.
9 Haziran 2010 Çarşamba
Lady Gaga, Alejandro Klibinde Hüseyin Çağlayan Giydi!
Lady Gaga, önceden de Hüseyin Çağlayan'a ait tasarımlar giymişti. Ama bu sefer inanılmaz derecede provokatif, kuraldışı yeni klibi Alejandro'nun klibinde Hüseyin Çağlayan imzalı bir deri ceket giymiş. Bunun önemi, klipteki Lady Gaga'nın giydiği her parçanın özel tasarım olması ve tasarımı yapanların Çağlayan'la beraber, Emporio Armani, Alexander McQueen, Christian Louboutin, Dolce & Gabbana gibi çok büyük isimlerden oluşması.
7 Haziran 2010 Pazartesi
Deniz Marşan Neler Giyiyor?
Vogue, "Bugün ne giydim?" köşesinde bu ay Deniz Marşan'ı ağırlıyor. Aslında Deniz Marşan'ın adını hem private shopping, hem de Aşk-ı Memnu'nun stilisti olarak duyduktan sonra giyim tarzını epey merak etmiştim. Birçok kişi merak etmiş olmalı ki, Vogue onu konuk etmiş. Dikkat ederseniz Deniz Marşan'ın her günkü kombinasyonunda Türk tasarımcıya ait bir parça mutlaka oluyor. Hatta en öne çıkan parçaları Türk tasarımcılarından tercih ediyor diyebiliriz. Aşk-ı Memnu'da Bihter'in bu tasarımcılardan giyinmesinin önemli bir sebebi de kendisi için de bu markaları tercih ediyor olması sanırım Marşan'ın.
O yüzden günü günene Deniz Marşan ne giymiş, bir göz atmakta fayda var.
Genel olarak modayla uğraşan birçok insan gibi deneysel bir tarzı var. Neyin moda olduğunu çok iyi biliyor ve onu kombinlerine mutlaka katıyor. Topuklu ayakkabılardan vazgeçmese de genel olarak rahat bir tarzı var.
Ben 5 gün arasından en beğendim kombinasyonu paylaşıyorum. Renkler yaza uygun, insanın içini açıyor. Seçimleri şehirli ve tarz kadını yansıtıyor. Tişört, Günseli Türkay'a ait!!
Etiketler:
aşk-ı memnu,
deniz marşan,
turkish designers,
türk modacılar,
türk tasarımcılar,
vogue türkiye
Rana & Berna Canok 2011 İlkbahar-Yaz Keten Koleksiyonu
2011 İlkbahar / Yaz koleksiyonları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İşte onlardan ilki: Rana & Berna Canok Keten Koleksiyonu. Bu koleksiyon Galata'daki mağazalarında görücüye çıkmış bile.
Sıcak havaya baş etmek için Hint Ketenleri tercih edilmiş sıklıkla; ama şıklıktan da ödün vermemek için ipek satenler kullanılmış. Ana temalar: “essential”, “feminen” ve “dinamic”. Geçen koleksiyonlarda olduğu gibi pastel renkler hakim. Aksesuar olarak da kumaş ve püskül kullandıkları kolyeler tasarlamışlar.
4 Haziran 2010 Cuma
37. Altın Kelebek Ödül Töreni - Kırmızı Halı
Sedef Avcı, İsmail Cem Televizyon Ödülleri'nde de olduğu gibi, Özgür Masur'y tercih etmişti. Sırtı beline kadar açık bu elbisenin. Aslında riskli bir model, özellikle omuzlarınız darsa. Ama Sedef Avcı gibi bir fiziği olan biri için hem etek boyu, hem de dekoltenin derecesi çok uygun bence. Böyle bir sırt dekoltesi için de toplu saç tek tercihtir, Sedef Avcı da yandan topuzu tercih etmiş zaten. Ayakkabı tercihi de oldukça başarılı. Bantlı stilettolar artık gitmemecesine yerleştiler.
Gecede Özgür Masur'u tercih eden bir diğer isim de Bade İşcil. Özgür Masur uzun zaman daha couture'ün prensi olarak kalacağa benziyor. Elbisenin omuz detayı, artık Özgür Masur'un alışık olduğumuz bir nevi imzası haline geldi. Elbiseye de hareketlilik kazandırmış. Nitekim Bade İşcil fazla zayıf, yaka dikkati biraz bundan uzaklaştırmış. Elbisenin sırt dekoltesi harika bence. Kolye de bunu vurgulamış. Bir de saç kesimi çok başarılı Bade'nin. Yüzüne çok yakışmış ve onu alelade sarışın bir kız olmaktan kurtarıp, yüzüne karakter katmış.
Beren Saat, bu tür kırmızı halı geçişlerinde en çok merak edilen isimlerden bir tanesi haline geldi Bihter karakterinin bir stil ikonu haline gelmesinin ardından. Ama aslında Beren Saat'in bu elbisesi Bihter'in tarzına bir hayli uzak. Elbisenin desenli oluşunu neredeyse hiç aksesuar kullanmayarak hafifletmiş, doğru da yapmış. Elbisenin en büyük tehlikesi boyu. Diz hizası hem bacakları kalın gösterebilir hem biraz daha yaşı ilerlemiş bayanların tercihidir hem de boyu kısa gösterebilir. Elbisenin tek tarafı düşük tül yakası elbiseyi dümdüz olmaktan kurtarıyor. Kombinin en başarılı parçası ise ayakkabılar. Beren Saat fiziğiyle elbiseyi kurtarmış.
2 Haziran 2010 Çarşamba
Pop-up Ankara'da - Meet for Fashion
Pop-up mağazacılığı, bir anda ortaya çıkıp, kısıtlı sayıda ve kısa bir süreliğine özel tasarım ürünlerini satan bir mağazacılık türü. Türkiye'de pek rastlanmayan; ama dünya moda başkentlerindeki tasarım düşkünü kesimin sıkça yararlandığı bir alışveriş türü bu aslında. Pop-up ismi de buradan geliyor. Çünkü bugün var yarın yok bu mağazalar. İşte bunun bir örneği Ankara'da yapılıyormuş 5-6 Haziran arasında. Costume Istanbul, Güneş Dericioğlu, Rojin Aslı Polat, Selim Baklacı, Simay Bülbül, Tuğba Ünsal'ın I'm Selling My Life Vol. 1 Vintage, gibi isimler orada olacak. İsim "Meet for Fashion" ve Nene Hatun Cad. ve Filistin Sokağı'nın kesiştiği noktadaki Meet isimli cafede yapılacak.
Önemli not: Pop-up Fashion resmi Mackerel Design Blog'dan alıntıdır.
DKaprol'de Bu Sezon
Nişantaşı'nda daha geçen ay açılan butiklerinin iç dizaynı işte böyle. Ama tabi beni daha çok ilgilendiren takı tasarımlarına gelirsek:
Galatamoda'da Deniz Kaprol standında ilginç takılar görmüştüm. Beni kırmayarak son sezona ait birkaç fotoğraf yolladılar. Onları paylaşıyorum. Önceden de DKaprol'le ilgili birşeyler yazmıştım: http://kargaburga.blogspot.com/search/label/dkaprol
Önceki yazıda paylaştıklarıma oranla, bunlar biraz daha günlük hayata uygun takılar aslında. Bir öncekindeki haute couture, swarovski taşlarla bezeli tasarımlar yok burada. Gümüş ve renk renk taşlarla bezeli daha sadeler bu sefer. Özellikle son resimdeki iki parmağa birden takılan yüzükleri bu sezon DKaprol'ün ayırt edici tasarımı.
Etiketler:
dkaprol,
turkish designers,
türk modacılar,
türk tasarımcılar
31 Mayıs 2010 Pazartesi
Galatamoda 2010'unda Ardından
Galatamoda Festivali, Türk tasarım dünyasıyla az çok ilgilenen herkes için uzun süredir bir ilgi odağı. Haliyle, gidip görmemek olmazdı. Vakit azlığından haftasonu gidebildim; ama yine de havasını koklamak, izlenim oluşturmak için yetti de arttı bile. Bol bol da fotoğraf paylaşıyorum ki, havası monitör ekranlarından size kadar taşabilsin.
Öncelikle, konsept olarak ele almak lazım Galatamoda'yı. Tasarımın sadece bunu ödeyebilecek, bizzat showroom'lara gidip satın alabilecek ya da kişiye özel diktirebilecek kesimin değil de; daha uygun fiyatları ve birçok tasarımcıyı rahat bir ortamda, bir arada ağırlıyor olması sayesinde, modaya ilgi duyan daha geniş bir kitlenin ulaşabileceği bir platform yaratma fikri bence harika. Başta Bahar Korçan olmak üzere Moda Tasarımcıları Derneği büyük bir alkışı hak ediyor. Ayrıca tasarcımcıların bizzat orada olması, satın aldığınız parçanın neyle kombinleneceğiyle ilgili fikir beyan etmeleri de festivalin avantajlarından. Tasarımcıların bu denli ulaşılabilir olması ne güzel. Festivalin bir diğer avantajı da modacılara hedef kitlelerine doğrudan ulaşma olanağı sağlaması. Hatta Özgür Masur'un Nişantaşı'ndaki butiğini Galatamoda'dan kazandıkları sayesinde açtığı rivayet edilir.
Her şeyiyle tam bir moda festivali. Hele ki benim gibi, güneş parladığı bir günde gittiyseniz Galatamoda'ya, o zaman tadı bir ayrı çıkıyor. Her standı keyif ala ala gezip beğeniyor, bir yandan Power XL'in müziklerini dinliyor, sonra da café'de oturup birşeyler içiyorsunuz. Yani, gerçek bir festival havasında geçiyor her şey. Hele ki bu yıl Galata'da değil de, Tepebaşı'ndan yapılması, hiç bir negatifliğe sebep olmamış ne mutlu ki. Modacılar da mutlu, alışverişe gelenler de. Hatta benim gibi çıkışta, yalnızca karşı kaldırıma geçip Pera Müzesi'ndeki Botero sergisine bir uğramak isteyenler için daha bile sevindiriciydi.
Standlarda birşeyler denediğiniz zaman da, çevredeki herkes modayla ilgili olduğu için, çeşit çeşit yorum alabiliyorsunuz. Hele ki yakıştırdıysanız, ego şişirmeye gayet müsait. Standlarda ya tasarımcıların kendileri, ya da stajyerleri duruyor çoğunlukla. Size örneğin Özgür Masur'u kastederek, "Bu parça Özgür Bey'in en beğendiği tasarımlarından bir tanesi" gibi sözlerle parçanın özelliğini vurguluyorlar. Ya da Rana Canok'un bizzat, "Bu ceketi altında dar bir kalem etekle giyin, tarzınıza göre büyük aksesuarlar da kullanabilirsiniz" dediğinde bir parçayı nasıl giyebileceğinizle ilgili yönlendirmelerinden yararlanabiliyorsunuz. Her stand inanılmaz cana yakın insanlarla dolu. Ama hızlı hareket etmek gerekiyor. Örneğin Cem Lokmanhekim'in bayıldığınız bir yüzüğünü kararsızlık sonucu bıraktığınızda dönüşte bulamayıp hayıflanabiliyorsunuz.
Gel gelelim festivalin eksik gediklerine. Neredeyse bütün standlarda elbiseden başka bir şey satılmıyordu. 3 takı tasarımcısı vardı elbette: Deniz Kaprol, Aida Pekin ve Cem Lokmanhekim olmak üzere. Ama aksesuar olarak büyük eksiklik vardı. Ayakkabı ve çanta neredeyse yoktu. Sadece çanta tasarımcısı veya ayakkabı tasarımcısına ait standlar oluşturulması bir yana, geniş bir yelpazede tasarım yapan isimlerin çantaları da satılmıyordu ne yazık ki. Umutla gittiğim Arzu Kaprol'un standından da çanta bakımından eli boş döndüm. Ama her halükarda unutmamak lazım ki, Galatamoda daha yeni yeni yerleşen bir festival ve buna rağmen çok hızlı büyüyor ve misyonundan sapmadan ayakta kalıyor. Böyle ufak tefek eksiklikler olması doğal.
Katılan tasarımcıların da festivali oldukça önemsedikleri aşikar. Çünkü gerçekten önemli parçalarıyla gelmişler. Geçtiğimiz sezon göze çarpan birçok elbise vardı örneğin. Hatta o kadar ki, Arzu Kaprol'un standından "Aa bu Bihter'in elbisesi!!" nidaları yükseldi sık sık. Gördüğüm kadarıyla Bihter'in 2 elbisesi hazır bulunuyordu.
Özetle Galatamoda Festivali, tadı damağımızda kalarak sona erdi. Özlem Süer'den tutun İdil Tarzi'ye, Gül Ağış'tan Begüm Salihoğlu'na kadar kimi ararsanız vardı. Hele hazırgiyimden bunalmış, kesimde kalitenin yarattığı farktan haz alan kitledenseniz, Galatamoda doğru adresti. Bu festivalin önümüzdeki yıllarda, daha çok uzun süre devam etmesi ve daha da büyümesi dileğiyle...
28 Mayıs 2010 Cuma
Sertaç Delibaş
İlk 4 resimdeki ayakkabılar muhtemelen günün sonunda ayak masajı gerektirecek cinsten ama gün boyu tüm bakışları da size çevirmesi garantisi kesin.
Bu resimdeki trende dikkat. Bağcıklı topuklu ayakkabılar Oxford ayakkabılarla birlikte bu sezona damgasını vurdu.
Sertaç Delibaş, yavaş yavaş kadınların vazgeçemeyeceği bir tasarımcı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Kadınlarda zaten topuklu ayakkabı takıntısı bakidir; ama onun platformlu ayakkabıları topuklu ayakkabıları olabildiğince dişi yorumlayarak daha da çekici hale getiriyor. İddialı giyinmekten çekinmeyenler için birebir. Bu sezona ait birkaç modeli paylaşıyorum.
Eğer siz de topuklu ayakkabı düşkünüyseniz Sertaç Delibaş'ı atlamak büyük hata olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



































