simay bülbül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
simay bülbül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2010 Pazar

Aşk-ı Memnu'nun Veda'sında Bihter'in Giysilerinin Vücut Dili!

Aşk-ı Memnu bu perşembe akşamı muhteşem bir finalle "veda"sını yaptı. Duygusal yoğunluk had safhadaydı gerçekten. Kıyafetler de bu duyguyu yaratmakta önemli bir rol oynadılar bence. Nitekim son birkaç bölümdür Bihter ısrarla mavi elbiseler giydi hüznü vurgularcasına. Bihter'in kendini kalbinden vurduğu sahnede ise Bihter, Behlül, Adnan ve Nihal istisnasız beyaz giymişlerdi; sanki herkes masum demek ister gibi. Her zaman bakımlı Bihter'in ıslak saçları ve çıplak ayaklarıyla, üstünde yalnızca beyaz düz bir elbiseyle intihar etmesi de harika bir detaydı.

Son bölümlere doğru Bihter iyice sadeleşti. Eskisi gibi koyu bir makyaj ve iddialı takılardansa daha sade, tek sıra boncuklu kolyeler, daha ufak yüzükler takmaya başladı. Arka arkaya gelen hüznü vurgulayan mavi elbiselerinden sonraysa, bej elbisesi iyice sararıp solmuş, ümitleri tükenmiş Bihter'i çok iyi yansıttı bence.

Peki bakalım bu sansasyonel final için hangi isimler Bihter'i giydirmiş, Bihter'in içi giysilerine nasıl yansımış?


İntihar sahnesinden başlamak en doğrusu. Özlem Ahıakın tasarımı bu beyaz elbise özellikle fazla detaylı olmadığı için tercih edilmiş. Sadelik ön planda tutulmuş yani. Çekim için tam 3 kez dikmesi gerekmiş Ahıakın'ın bu elbiseyi. Elbisenin beyaz olması Bihter kendini kalbinden vurduğunda kanın akmasını çok daha etkileyici bir hale getirmiş. Bihter'in yalnızca aşık bir kadın olarak masumiyeti vurgulanmış.


Bihter'in ruh halini en iyi anlatan elbiselerden bir tanesi de bu. Bihter bu sahnelerde artık tamamen ümitlerini kaybetmiş, sararıp solmuştu. Bej renk elbisesi bu solgunluğu vermede çok etkili olmuş bence. Ayakkabı tercihi de çok başarılı. Yani her şeye rağmen şık bir ümitsizlik bu.



Bihter'in hüznünü yansıtan bir diğer giysi de bu mavi elbiseydi. Bu sahnelerde Bihter artık hem çok mutsuz hem de annesi Firdevs Hanım'ın da etkisiyle yeniden güçlü olmaya çalışan bir kadın imajı çizmişti. Ama hüznü çok daha ağır basıyordu. Bu sahnenin bu karamsar havası için de bu mavi ve siyah dantel detaylı elbise çok gitmişti. Yanılmıyorsam tasarım da Simay Bülbül'e ait.  


Veda bölümünde Bihter'in giydiği son elbise ise Müge Ersin imzalı bu şık mavi tulumdu. Bölümün belki de en beklenmedik gelişmesi; yani Adnan Bey'in "Bihter, ben ayrılmak istiyorum" dediği sahne de yine tercih maviden yana kullanılmış. Bihter tutunacağı son dal olan Adnan'ı da kaybediyor böylelikle.

Sonuç olarak, Aşk-ı Memnu giysilerin de sembolizmde ya da duyguları seyirciye iletmede kullanılan ilk dizi oldu belki de. Senaryonun önemli gelişmeleri kadar karakterlerin neler giydiği de konuşuldu. Firdevs Hanım'ın yaşına uygun ama iddialı şıklığı, Peyker'in kendine özgü tarzı ve en çok da Bihter'in giydikleri olay oldu. Dizinin yayınlanmasının ertesi günü Bihter'in elbiselerinin, çizmelerinin, kolyeleri harıl harıl aranır hale geldi. Burada en büyük tebrik elbette ki stil danışmanları Deniz Marşan ve Başak Fransez'a gitmeli.
Bihter gibi bir ikon bir daha yaratılabilir mi bilinmez. Ama bir Aşk-ı Memnu geçti Türk televizyonlarından. Uzun süre de akıllardan silinemeyeceğe benziyor...

2 Haziran 2010 Çarşamba

Pop-up Ankara'da - Meet for Fashion



Pop-up mağazacılığı, bir anda ortaya çıkıp, kısıtlı sayıda ve kısa bir süreliğine özel tasarım ürünlerini satan bir mağazacılık türü. Türkiye'de pek rastlanmayan; ama dünya moda başkentlerindeki tasarım düşkünü kesimin sıkça yararlandığı bir alışveriş türü bu aslında. Pop-up ismi de buradan geliyor. Çünkü bugün var yarın yok bu mağazalar. İşte bunun bir örneği Ankara'da yapılıyormuş 5-6 Haziran arasında. Costume Istanbul, Güneş Dericioğlu, Rojin Aslı Polat, Selim Baklacı, Simay Bülbül, Tuğba Ünsal'ın I'm Selling My Life Vol. 1 Vintage, gibi isimler orada olacak. İsim "Meet for Fashion" ve Nene Hatun Cad. ve Filistin Sokağı'nın kesiştiği noktadaki Meet isimli cafede yapılacak.

Önemli not: Pop-up Fashion resmi Mackerel Design Blog'dan alıntıdır.

28 Nisan 2010 Çarşamba

Simay Bülbül








Simay Bülbül, birçok moda otoritesinin umut verici genç yetenek olarak tanımladığı bir isim. Türkiye moda çevrelerinde de emin adımlarla ilerliyor. Özellikle deriyi sık sık kullanıyor. Diğer kumaşlarla da oynamayı seviyor. Hatta bazen kumaş tasarımın önüne geçiyor. Henüz tasarımlarını görür görmek tanımak zor. Şu an her şeyi denemek istiyor gibi bir hali var. Gece elbisesi de yapayım istiyor, salaş pantalon da. Ben tarzını sokak modasında daha çok ortaya koyabileceği kanısındayım.
*Simay Bülbül'ün en üstteki tasarımı Blender'da satışta.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Blender'dan birkaç parça


Sağ baştan: Begüm Salihoğlu, Aslı Güler, Asli Güler



Özgür Masur, Simay Bülbül

Daha önce Beymen'in projesi olan Blender'dan ve bir aylığına 14 genç Türk modacıyı bir araya getirdiğinden bahsetmiştim. Yavaş yavaş koleksiyonun parçaları da gelmeye başladı. Blender'daki güzide parçalar işte böyleymiş.

Breakfast at Tiffany's (Tiffany'de Kahvaltı) filminden sonra Audrey Hepburn'ün meşhur ettiği "little black dress"; yani küçük siyah elbise modeli kadınlar için her zaman bir tutku nesnesi olacak sanırım. Bu yüzden Özgür Masur bunun da avantajını kullanarak, özellikle omuz detaylarıyla süslediği elbisesiyle övgüye değer bir elbise tasarlamış.

Begüm Salihoğlu'nun bol tüylü tasarımı da dikkat çekici. Özellikle inci kemerini çok beğendim. Doğru bir ayakkabı seçimiyle tüyler biraz daha mütevazi gösterilerek çok şık bir görüntü sağlanabilir.

Bir de Aslı Güler'in kahve tonundaki elbisesine dikkat çekmekte yarar var. Nitekim sırtı açık elbiseler her zaman için çok çekici olmuştur. Ama bu denli iddialı bir kesim için kahverengi gibi ortada bir rengin tercih edilmiş olması biraz enteresan. Ama bu elbiseyi kesinlikle üstte görmek lazım. Vücuda nasıl oturduğu çok şeyi değiştirir gibime geliyor.