vogue türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vogue türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2010 Salı

Vogue's Fashion's Night Out - What to expect

Vogue is persistently trying to form a fashion culture in Istanbul, which I appreciate sincerely. The latest step they took is importing the well renowned Fashion's Night Out to Turkey on 16th September. The world knows this event as a supernova of fashion in which world famous DJs play in the A-list designer stores where supermodels and celebrities are expected to bump into each other. Naturally, the event is organized in fashion capitals, in which New York has a special place, since the inventor of FNO is Anna Wintour herself. I have to mention the brilliance of marketing strategy here. By adopting the general rule of 'festivals sell', FNO brings together people who are willing to buy with special discounts or  special suprises in which in the end everyone wins. Brands sell more and reach their target audience, sponsors get a chance to launch their new products to the elite and as a whole FNO turns itself into a brand as well.

On a more local, Turkey specific scale, I have to emphasize one thing. Vogue did not indulge itself with bringing foreign celebrities or fashion editors for the sake of brightening the event. It is good to see for a change that Turkey is forced to create from the bottom its very own fashion culture. If Istanbul will ever become a land of fashion, a bottom to top approach is nothing less than vital.

So far, I have noticed that great effort is put into this. Models are local, designers will be there and most importantly it is advertised well. I like the way that Vogue doesn't play for the popular (despite the irony in its name). The priority always seemed to me like the classy, instead of the the most wanted. Even though these may coincide at times, in times of conflict classy reigns. I hope the event will stay that classy and the party would be a success.

I am not yet sure how the event will turn out, but we have to mark that the international counterparts of the event are some competition. Sarah Jessica Parker, Blake Lively, Leighton Meesters, Mary-Kate and Ashley Olsen, Victoria Beckham were among the visitors of NY version. Now let's hope the event will only attract real fashionistas. It is no coincidence that all of the names mentioned are somewhat related to fashion, other than being regular actresses. Therefore it is focal that the people to go FNO represent a certain level of association to fashion along with a style that they are known for. 

Hopefully, the event will be a real phenomena, other than a wannabe of its big sisters.


7 Haziran 2010 Pazartesi

Deniz Marşan Neler Giyiyor?


Vogue, "Bugün ne giydim?" köşesinde bu ay Deniz Marşan'ı ağırlıyor. Aslında Deniz Marşan'ın adını hem private shopping, hem de Aşk-ı Memnu'nun stilisti olarak duyduktan sonra giyim tarzını epey merak etmiştim. Birçok kişi merak etmiş olmalı ki, Vogue onu konuk etmiş. Dikkat ederseniz Deniz Marşan'ın her günkü kombinasyonunda Türk tasarımcıya ait bir parça mutlaka oluyor. Hatta en öne çıkan parçaları Türk tasarımcılarından tercih ediyor diyebiliriz. Aşk-ı Memnu'da Bihter'in bu tasarımcılardan giyinmesinin önemli bir sebebi de kendisi için de bu markaları tercih ediyor olması sanırım Marşan'ın.

O yüzden günü günene Deniz Marşan ne giymiş, bir göz atmakta fayda var.
Genel olarak modayla uğraşan birçok insan gibi deneysel bir tarzı var. Neyin moda olduğunu çok iyi biliyor ve onu kombinlerine mutlaka katıyor. Topuklu ayakkabılardan vazgeçmese de genel olarak rahat bir tarzı var.

Ben 5 gün arasından en beğendim kombinasyonu paylaşıyorum. Renkler yaza uygun, insanın içini açıyor. Seçimleri şehirli ve tarz kadını yansıtıyor. Tişört, Günseli Türkay'a ait!!

31 Mayıs 2010 Pazartesi

VOGUE Haziran Sayısındayım!


Vogue Türkiye, 4. sayısında benim yorumuma da yer vermiş ne mutlu ki. Yazdığımı sizinle de paylaşıyorum. İşte Vogue'un bu ay 40. sayfasında yazdıklarım:

"3. sayınızı da önceki 2 sayıya olduğu gibi günlerimi vakfederek okudum. Artık değerlendirmek için 3 sayı elimde olunca da genel bir fikir sahibi oldum. En çok takdir ettiğim şeylerden bir tanesi, kapağa satmak amacıyla ünlü bir ismi koymak ya da dergiyle beraber birşeyler hediye etmek şöyle dursun, sadece Vogue ismiyle ve onun temsil ettiği kaliteli çizgide dimdik durmanız. Vogue Türkiye'ye de bu yakışırdı.
Bir de bu denli kurumsallaşmış bir ismin altında dahi olsa esneklik payı bırakmanız; yani her sayı sonrası feedback'ler almaya özen göstermeniz ve Türkiye'ye tepeden inme bir moda anlayışı empoze etmek yerine Türkiye'den moda dünyasına bir şeyler katmayı amaçlamanız. Vogue Türkiye'nin sahip olması gereken önemli misyonlarından biri olarak, her ne kadar çok fazla olmasa da, Türk tasarımcılara yer vermeniz bu anlayışın en önemli göstergelerinden. Türk tasarımcılarla ilgili daha geniş içeriği hasretle bekliyorum, nitekim 3. sayıda bunun azalmış olması üzücü.
Ama asıl beni ilgilendiren şu zamana kadar hiçbir moda dergisinin yapmadığı bir şeyi yapıyor olmanız; o da moda bloglarının gücünün farkında olmak" Karga Raskol



5 Mayıs 2010 Çarşamba

Hakan Yıldırım for Koton sonunda raflarda!



Hakan Yıldırım for Koton İstanbul Fashion Days'deki defilesinin ardından uzun bir bekleyişten sonra sonunda raflarda yerini aldı. Koleksiyonun ismi "Yeni Lüks". Sadece sınırlı Koton mağazalarında satışa çıktı. Bunlar: İstinye Park, Şişli Cevahir, Ankara Ankamall ve İzmir Forum Bornova. Koleksiyonda şu an 20 parça var. 15 gün içinde 40 parçadan oluşan bütün koleksiyona ulaşılabilecek. Koleksiyonda genellikle gün içinde kullanılabilecek tasarımlar ufak değişikliklerle geceye de adapte edilebiliyor.

Hakan Yıldırım bu koleksiyon için Elle dergisine verdiği röportajda şöyle demiş:

"Aslında koleksiyondaki en önemli etki 80’ler. O yılların cool tavrını çok seviyorum. Coşkulu, heyecanlı, dinamik bir dönem ve “hakan yıldırım for Koton” koleksiyonu da bunu fazlasıyla anlatıyor bence… Öte yandan lüks kavramını barındırıyor. Biliyorsun o dönemde lüks kavramı sadece pahalı ürünler satın almak değildi. Daha tasarım ama makul fiyatlarla tüketiciyle buluşabilen ürünlerdi lüks olanlar. Marka çılgınlığı değil, stil çılgınlığı, stil olabilmek, çok önemliydi. Bugün de tüm dünyaya baktığımızda lüks tasarımlar yapan tasarımcılarla endüstrinin buluşmasını ve bu şekilde ortaya çıkan projeleri “yeni lüks” adı altında toplayabiliriz."

7 Nisan 2010 Çarşamba

5 Modacı, 5 Siyah Tasarım

Ezra+Tuba 2010-2011 Sonbahar/Kış
Arzu Kaprol 2010-2011 Sonbahar/Kış
Özgür Masur 2010-2011 Sonbahar/Kış
Zeynep Erdoğan 2010-2011 Sonbahar/Kış

Özlem Kaya 2010-2011 Sonbahar/Kış

Görünce paylaşmadan edemedim. Vogue Türkiye, "günün stili" bölümüne İstanbul Moda Haftası'nda koleksiyonlarını tanıtan 5 modacının siyah giysilerini koymuş. Özgür Masur'un bu tasarımını zaten koleksiyondaki favorim olarak göstermiştim. Ama diğer 4'ü de çok başarılı.
Arzu Kaprol için de ayrı bir paragraf açmak lazım. Defilesinin tamamını zaten çok beğenmiştim. Ama bu tasarımı saç ve makyajın da yardımıyla tüm defilenin en parlak parçalarından bir tanesi. Bu 5 tasarım içinde favorisi olan?

6 Nisan 2010 Salı

BNG 2010 Sonbahar-Kış "Katman"



BNG, adı "Katman" olan 2010 Sonbahar-Kış koleksiyonunu tek Türk marka olarak Milano Moda Haftası'nda sergiledi. Defilenin baş mankeni Tuğçe Kazaz'mış. Defileden bir iki fotoğraf paylaşıyorum.

Markanın kilit ismi, hem tasarımcısı hem sahibi olan Nilgün Gülen (evet, 3. fotoğraftaki o), Vogue Türkiye'ye koleksiyonuyla ilgili kısa bir röportaj varmış. Daha önce bahsettiğim düsturdan hareketle, bir de yaratıcısından dinleyelim koleksiyonunu.



  • İlham kaynağı: "Volkanik dağlar ve katmanlardı konseptimiz. Üst üste yapılan kombinler, geçişli asimetrik görüntüler, siyah ana renkle başlayıp antrasit, gri, beyaz, zümrüt ve mor ile tamamlanan bir koleksiyon."

  • BNG'yi BNG yapan üç kriter: Kesinlikle fonksiyonellik, yani bir parçayı birden fazla şekilde kullanabiliyorsunuz. Bir de kimliğinin simsiyah oluşu ve farklı kesim detayları.
Not: Koleksiyonu yakında daha ayrıntılı olarak ele almayı düşünüyorum. Bu kadarı bir girizgah olsun şimdilik.

4 Nisan 2010 Pazar

Hüseyin Çağlayan Sonbahar-Kış 2010 Mirage!


Bu sezon XXL ceketleri bolca kullanmış Hüseyin Çağlayan. İncecik mankenlerin üzerindeki bu kalın ve büyük ceketler hayli ilginç bir tezat oluşturmuş. Daha maskülen bir çizgi var bu tasarımlarda.

Her zamanki gibi yapacağını yapıp, normalin bir hayli dışında gezinmiş yine Çağlayan. Tüm vücudu saran ve yakası bir mum alevi gibi başı saran bu tasarımı çok ilgi çekici.

Yine erkeksi botlar ve pantolon kesimleri öne çıkıyor bu tasarımda. Biraz da binici tarzını hatırlatıyor.
Bu kırmızılı pembeli örgü modelleri ise gerçekten şaşırtıcı. Nitekim insan genellikle gri ağırlıklı koleksiyonda birden bunlarla karşılaşınca afallıyor.  
İşte benim koleksiyondaki favori parçam! Geçen sezonda olduğu gibi şapkalardan vazgeçmemiş Hüseyin Çağlayan. Hem şapka, hem yaka, hem de büyük ceket inanılmaz sofistike duruyor. Maskülen bir duruşla, bir cadınınkine benzer deri şapka ve yakanın birlikte kullanılmış olması çok hoşuma gitti.
Safari havası esmiş burda da. Hem pelerin hem de dürbün bunu destekler nitelikte. Boyu uzun olanlar için her zaman güzel bir seçenek bence pelerin.
Bu son dört tasarım, Hüseyin Çağlayan'ın sofistike yönüne denk düşüyor. Her zamanki gibi pantalon üst tasarımların kesimlerinde kalite göz dolduruyor. Bu sezon da meşhur kemerlerinden vazgeçmemiş Çağlayan. İyi ki de geçmemiş, çünkü siyah elbiseleri beyaz kemerlerle ve başı örten yakalarıyla çok şık.

* Nasıl yapıyor bilmiyorum ama Hüseyin Çağlayan hem çizgisini korumayı başarıp, hem de her sezon hem alışılmışın dışı hem de sofistike tasarımları harmanlamayı başarıyor. Sonbahar-Kış koleksiyonu da bunun kanıtı niteliğinde. Size koleksiyonun kısa bir özetini sunuyorum. Ama aslında her parça tek tek dikkate değer.
Hüseyin Çağlayan her zamanki gibi muhteşem.
** Bir de şunu eklemek lazım, Vogue Türkiye özellikle altını çizmiş: Bu koleksiyon New York'tan Los Angeles'a adım adım bir yolculuğu simgeliyormuş. Bu nedenle koleksiyon New York'la özdeşleştirilen erkeksilikle başlayıp; yani koleksiyondaki erkeksi ceketlerden, maskülen kesimli pantalonlardan bahsediyorum, adım adım kadınsı gece giysilerine, feminen ceket pantalonlara; yani Los Angeles'a doğru yol alıyormuş.